Bildirimler
Tümünü temizle

RÜYALARDA ZAMAN KAVRAMI


ruyalaralemi
(@ruyalaralemi)
Üye Admin
Katılım : 2 sene önce
Gönderiler: 91
Topic starter  

Rüyalarda görülenlerin, inanılmayacak, alışılmamış bir hızı vardır.

Birkaç dakikalık bir rüya sırasında bile, çok uzun sürdüğü zannedilen garip, acaip çeşit çeşit olaylar birbirini izler.

Ünlü bilgin Addison, eserlerinin birinde, bu konuda çok ilginç bir olay anlatır:

«Kendini dünyanın en akıllı adamı sanarak ukalâlıklar yapan bir Mısır Sultanı (Hazreti Muhammed'in (S.A.V.) bir sabah yatağında yatarken Cebrail Aleyhisselâm tarafından yedi kat göğe çıkarılıp, bütün arşı âlâ gezdirildikten sonra tekrar yatağına bırakıldığı zaman, Peygamberimiz yastığı hâlâ sıcak olduğunu görüşü) hakkında âyeti kerimeyi gülünç bulduğunu söylerken, mucizeler yapmakla tanınmış bir dervişle karşılaşmış.

Bu halden üzülen derviş, Mısır Sultanına: (Bu alayın günah olduğunu ve eğer deneyine itirazsız katılırsa, bu kuşkudan kendisini kurtaracağını) söyler. Sultan da: (— Peki, ne istersen yapacağım, hazırım) diye, bu teklifi kabul eder.

Bunun üzerine Sultan, ağzına kadar su ile dolu bir fıçının yanına götürülür. Bütün saray halkı ve mensupları, bu deneyi izlemek için büyük fıçının 

Derviş Sultana:

Başınızı bir an suya daldırıp, çıkarınız! emrini verdi.

Sultan da, verdiği söz gereğince, derhal bu emre itaatle başını tepeleme su dolu fıçıya daldırdı.

Fakat, hayret. Kendini, denize yakın meçhul bir dağın eteğinde buldu. Dervişe lanetler ederek, bu tuzağa düşürülüşünü asla affetmiyeceğini homurdanıyordu.

Bu sırada, ilerlemiş, göklere yükselen yıllanmış ağaçlarla kaplı bir ormana girmişti. Burada bazı köylülere rastgeldi. Onların tarifiyle tekrar yola çıkarak şehri buldu.

Bu şehir Mısır’dan çok uzaklarda, Hazar Denizi kıyılarında idi. Burada, başına birçok olaylar, felâketler geldi. Nihayet zengin bir adamın gözüne girmeyi başardı, kızıyla evlendi. Bir, bir daha, bir daha derken, tam ondört çocukları oldu.

Fakat uzun süren bir hastalıktan sonra, karısı ölünce, öyle bir sefalete düştü ki, sokaklarda dilendi.

Vaktiyle Mısır’daki muhteşem sarayında sürdüğü debdebeli hayatı hatırladıkça, uğradığı bu talihsizliği imansızlığının bir cezası sayarak, gözyaşlarını zaptedemiyordu.

Bunun üzerine Allah'tan af dilemek üzere, yaya ve dilene dilene Mekke'ye gidip Kabe'ye yüz sürmeğe karar verdi.

Bu uzun yolculuğu yaparken, tam Kabe'ye yaklaştığı sırada, güzelce temizlenip usul ve erkâniyle bir de abdest almak maksadiyle, bir nehrin kenarına vardı. Elbiselerini çıkardı. Suya daldı.

Fakat, sudan çıkar çıkmaz, kendini nehir kenarında değil, fıçının başında buldu. Derviş de, bütün saray halkı da hâlâ orada, etrafında bulunuyorlardı. Kendini zaptedemiyerek, hiddet ve gazapla Dervişin üstüne yürüdü. Araya girdiler. Herkes hayrette idi. Dervişe karşı takındığı bu davranışın nedenini anlıyamıyorlardı. Kendi de şaşkına dönmüştü.

Sonunda, etrafındakilerden, fıçının başından hiç ayrılmadığını ve bunun içindeki suya başını daldırıp çıkarışının, işte şimdi şu bir dakika içinde olup bittiğini ve başka hiçbir şey olmadığını öğrenince donakaldı.»

Anlattığımız bu orijinal hikâyenin benzerleri çoktur. Bütün bunlar, rüyada zaman kavramının bulunmadığını göstermeğe yeterlidir.

(Zaman) ancak bizim uyanıkken ki beynimizin bir samtamlısıdır.

 


Alıntı
Paylaş: