RÜYALARA BORÇLU OLD...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

RÜYALARA BORÇLU OLDUĞUMUZ BÜYÜK BULUŞLAR VE YAPITLAR


ruyalaralemi
(@ruyalaralemi)
Üye Admin
Katılım : 2 sene önce
Gönderiler: 91
Topic starter  

Rüya'yı ekseriya «hayal» manasına alırız ve bir çok dillerde «rüya» ile «hayal» aynı kelime ile ifade edilir. Buna rağmen, gerçek olan hayaller olduğu gibi, rüyaların da sanat ve medeniyete büyük faydaları dokunmuş ve birçok eserler doğrudan doğruya rüyadan çıkmıştır.

Sanat ve ilim tarihine bir göz atacak olursak bunun birçok misallerini buluruz. Sanattan başlıyaltm:

Sanatkârların «ilham» dedikleri bir şey vardır: Uzun uzun düşünceye dalarlar, aradıkları bir nağme, fikir veya şekil birdenbire akıllarına geliverir. Fakat, bu rüya değildir, uyanıktırlar. Halbuki ondokuzuncu yüzyılın büyük Alman bestecisi Richard Wagner eserlerinden birine rüyasında dinlediği nağmeyi koymuştur. «Rhein altınlan» isimli parçayı besteliyordu. Başlangıç için bir nağme bulamamıştı. Günlerce aramış, ilham perisi bir türlü gelmemişti.

Nihayet bir gece rüya gördü. Rhein nehrine düşmüş, cereyanına kapılmış gidiyordu. Sular binlerce dalga haline gelmiş, hoş bir nağme tutturup etrafını sarmıştı. Boğulur gibi olduğunu hissederek uyandı. Fakat nağme kulağında kalmıştı. Hemen oturdu, notaya geçirdi. Böylece, musikinin ölmez eserlerinden biri yaratılmış oldu.

İlim ve fen sahasında rüyadan doğan eserleri daha çok buluyoruz. Örneğin; Dikiş makinesini, rüyaya borçluyuz diyebiliriz. KanadalI Elias Hower dikiş makinesinin bütün mekanizmasını hazırlamış, yalnız iğneye nasıl bir şekil vereceğini bir türlü bulamamıştı. Bir gece rüyasında kendisini, peşine bir alay Kızılderili düşmüş görüyor. Kaçıyor. Fakat Kızılderililer gittikçe yaklaşmaktadır. Bu yetmiyormuş gibi bir de ayağına bir çivi batıyor. Rüya bu ya: çivi sivri tarafından değilde, baş tarafından batmıştır. Çekip çıkarmak istiyor, fakat çivinin dışarıda kalan sivri ucu parmaklarının arasında kalıyor

O zaman aklına parlak bir fikir geliyor: Çivinin sivri ucunun üst tarafına bir delik açıyor ve buradan bir sicim geçirerek çekip çıkarıyor.

Elias Hower uyandığı zaman, ne vakittenberi üzerinde uğraştığı meseleyi artık halletmiştir. Böylece, sivri ucundan delikli makine iğnesi ortaya çıkıyor ve dikiş makinesi tamamlanıyor.

1936 senesinde Nobel tıp mükâfatını kazanmış olan Alman kimyageri Otto Lövi, çeşitli kimyevî maddelerin sinir cümlesi üzerindeki tesirleri bahsinde derin bir araştırmaya dalmıştı. Bu, onun rüyalarına bile giriyordu. Bir gece, aradığı yeni bir formülü gözünün önünde canlanır gördü. Uyandığı zaman not aldı. Fakat rüyasını pek iyi hatırlayamıyordu. Ertesi gece aynı rüyayı tekrar ve daha açık bir şekilde gördü. Uyandığı zaman bütün formülü iyice hatırlıyordu. Hemen lâboratuvarına koştu ve kendisine Nobel mükâfatını kazandıran "sinir faaliyetinin kimyevî tesirleri" keşfini tamamladı.

1922'de Nobel tıp mükâfatını kazanmış olan DanimarkalI atom bilgini Niels Bohr da en mühim keşfini bir rüyaya borçludur. Ne zamandan beri atomun parçalanıp parçalanmayacağını araştırıyordu. Bir gece masasının başında uykuya daldığı zaman bir rüya görüyor-. Kâinatta bir takım ışık küreleri birbiriyle elele tutuşarak ahenkli bir raksa başlamışlardır.

Bohr bundan fikir alarak, atom çekirdeğindeki zerrelerin birbiriyle nasıl birleştiğini anlıyor ve çekirdeğin parçalanabileceğim kanaat getiriyor. Çalışmalarını bu esas üzerinden yürütüyor ve atom bahsindeki en kuvvetli na- zariyelerden birini ortaya koyuyor ki devremizin en büyük keşfi olan atom bombası bu nazariyeden faydalanılarak yapılmıştır


Alıntı
Paylaş: